Nazım Ünal Yılmaz

1. Sence sanatçı mı doğulur yoksa sanatçı mı olunur?

Olunur.

2. İleride örneğin ’ressam’ ya da ’heykeltraş’ olarak mı anılmak istersin yoksa ’sanatçı’ olarak mı? Neden? 

İkisi de olur. Sanatçı, çünkü sanat tarihi bağlamında iş üretiyorum, ama yeterince tanımlayıcı değil, ressam çünkü daha belirgin ama yeterince kapsayıcı değil.

3. Sadece sanat yaparak ’hayatta -ve sanatta- kalmak’ ve üretken olmak mümkün mü senin için? Sanat yaparak hayatta kalmayı başarıyorsan, bunu nasıl mümkün kılıyorsun?

Mümkün değil.

4. Sanatsal ifade özgürlüğünün engellenmesi veya sınırlanması (kimlik, toplumsal cinsiyet, kuir vb.) bağlamında sansür ve otosansür konusunda ne düşünüyorsun? Üretim yaparken sansür ile karşı karşıya kalıyor musun?

Sansürün her türlüsüne karşıyım, ifade özgürlüğünü elzem buluyorum. Kimlik, toplumsal cinsiyet, kuir vb. bağlamında sınırlama derken neyi kastettiğini tam anlamadım. Kimlik politikaları eşitlik ve kapsayıcılık için kısa vadeli açılımlar sağlar ama her tanım gibi kimlik de sanat/sanatçı için uzun vadede sınırlayıcı bir olgudur.

5. Sanatçı ve aydınların yakılarak katledildiği bir coğrafyada sanatçı olmak nasıl bir hissiyat senin için? Buna bağlı olarak sanat ile aktivizm, sanatçı ile aktivist ilişkisi hakkında ne düşünüyorsun?

Sanatçı olmadan önce bu coğrafyada bir birey olmak zaten çok zor. Belli ekonomik standartların ve eğitim kalitesinin olmadığı ortamda profesyonellik nerdeyse imkânsız, sanatçı olmak yoldan gönüllü çıkmak, risk almak, inat etmek, bazen kısa vadede bazense ömür boyu mal, mülk, aile gibi şeylerden feragat etmek demek. Bir de her işte olduğu gibi yamanabileceğiniz bir işveren ya da sanat bağlamında size destek olacak kurum bulmanız gerek. Özetle sanatçı olmak çalışma hayatında herhangi bir işten daha esnek dolayısıyla özgürlük yanılsaması veren bir hissiyat.

Aktivizm nedir? bunu hala pek anlamış değilim. Bir meslekten bahseder gibi bahsediliyor politik aktivizmden. Ya da sanattan sadece muhalif bir tercih gibi bahsediliyor. Oysaki her ikisi de kısmen arz talep ilişkileri dışında gelişen ama sistemden bağımsız olmayan çalışma alanları. Her aktivizm sanat olmadığı gibi her sanat da politik aktivizmi gerektirmez. Sanatın yüce gönüllülüğü bir ressamı ya da politik aktivisti olduğu kadar bir doktoru da kendi pratiği içinde sanatçı olmaya davet eder. 

6. Sanat ve sanatçının desteklenmesi bağlamında uygulanan devletin kültür-sanat politikası hakkında ne söylersin? Kamudan beklentilerin nelerdir? Kamusal destek mi/özel sektörün desteği mi elzemdir senin için?

Esas olan kamusal destektir ve sanatın desteklenmesi için devletin herhangi profesyonel bir politikası olduğunu sanmıyorum. Kamudan beklentim, bütçe, demokratik ve şeffaf bir temsil ve işin devir daim yapacak sanat emekçilerinden oluşan bir gruba teslim edilmesi.

7. Kişisel deneyimlerinden hareketle, bağımsız bir sanatçı olmak ile bir galeri tarafından temsil edilen sanatçı olmak arasındaki (avantaj/dezavantaj, sanatsal özgürlük, sanat üretimine müdahale) farklar nelerdir? Özellikle Türkiye’deki galericiliğin işleyişi hakkında değerlendirmen nedir?

Farklı galerilerle farklı kişisel deneyimlerim oldu. Açıkçası bu konudaki en güvenilir ve sağlıklı çalışan tecrübeyi Türkiye’deki galerimle yaşıyorum. Ancak yurtdışında bazı sorunlar yasadım. Sanatçıdan politik ve sansasyonel iş beklentisi karşıma sık sık çıktı (Erdoğan’ı hedef alacak ya da göçmenlik konulu işler), ayrıca konu Ortadoğu olunca galerimden ayrılmak zorunda bırakıldım. Sansür ve baskının olduğu bir ortamda bağımsız ya da galeriyle çalışan bir sanatçı olmanız pek fark etmiyor. Öte yandan kurumsal ilişkiler için galerisi olan bir sanatçı olmanız çok önemli, mesela Avrupa’da hiçbir müze sanatçının atölyesinden gidip iş almaz. Bu birçok koleksiyoner için de geçerli.

Türkiye’deki galericiliğin isleyişi hakkında pek bir şey bilmiyorum. Türkiyeli sanatçılar gibi onlar da uluslararası bir piyasaya eşit olmayan şartlarda giriyorlar ve sanırım sadece bu isten para kazanma derdi olmayanlar uzun vadede ayakta kalabiliyor. Ayrıca TC’deki galerilerin risk almaktan kaçındıklarını, ve araştırmacı olmadıklarını, söyleyebilirim ama böyle galeriler New York´ta bile kalmadı…

8. Sanatın gelişimi bağlamında sanat piyasasının (müze ve koleksiyonerler çerçevesinde) belirleyicilik kazanması olasılığı ya da durumu hakkında ne düşünüyorsun?

sanatın gelişimi her zaman sanat piyasasına (müze ve akademi gibi kurumlara ve koleksiyonerlere) bağlıydı. Tabi ki sanatçılar da sanatın gelişiminde belirleyicidir ve günümüzde tarihte hiç olmadığı kadar çok sanatçı var, bu bağlamda bir demokratikleşmeden bahsedebiliriz ancak bu demokratikleşmenin sanatın gelişimine ne kadar katkıda bulunduğu tartışılır. Bugün kurumlar ve koleksiyonerler sanatçı sayısına paralel olarak artmamıştır ve dünyanın her yerinde sanatçı sayısı artarken ve modernizm her yeri etkilemişken, emperyalleşen kurum ve koleksiyonlar sanatın gelişimi konusunda eskisinden çok daha belirleyici oldular.

9. Bir eserinin kara para aklamak üzere satın alındığını öğrensen ne hissedersin? Genel olarak sanat eserinin metalaşması üzerine ne düşünüyorsun?

Olağanlık hissederim. Nitekim vergilendirilmemiş her kazanç kara para ise sanatçıların buna herkesten daha çok alışık olmaları gerekir. Sanat eserinin metalaşması da olağan, nitekim fahişelik medeniyetin en eski mesleklerindendir. 

 

10. Sanat tarihinin nesnel koşullarda yazıldığını düşünüyor musun? Bu yazımı etkileyen kişi, kurum ve çevreler hakkında ne dersin? Hakikate, samimiyete, tarafsızlığa ve nesnel bilgiye dayanan bir sanat eleştirisi ihtiyacı üzerine ne düşünürsün?

Bu soru mutlak bir nesnellik mümkün müdür, hangi koşullarda en nesnele ulaşılır, ya da sanat nedir gibi diğer soruları aklıma getiriyor ama bunların üstünden atlayarak cevap verirsem hayır, sanat tarihinin nesnel koşullarda yazıldığını düşünmüyorum. Bu yazımı etkileyen kişi, kurum ve çevrelere hakkimi helal ediyorum.

Hakikate (?), samimiyete (?) ve nesnel (?) bilgiye dayanan bir sanat eleştirisi yapacak bir yiğit aranıyor! Globalleşen post modern algıda böyle bir ihtiyaç, teolojiye duyulan ihtiyaç gibi. Bence yeniden enternasyonalizm! Minörlerden majörlere geçtiğimizde eleştiri ayaklarını basacak bir zemin bulacaktır. 

11. ”Sanat iyileştirir” popüler söylemi için ne düşünüyorsun? Bu bağlamda küratörlük kurumuna bakışın nasıl? Kurumsal ve bağımsız küratörlerin seninle iletişimi nasıl?

İyileştirmek kelimesi doğru değil, sanat varoluşu zenginleştirir, bu da insani ayakta tutan güçlerden biridir. Bu bağlamda küratörlük kurumuna (?) baktığımda küratörlerin de neden sanatçı olmadıklarını anlamakta zorlanıyorum.

Kurumsal ve bağımsız küratörlerle çok iletişimim olmadı. Türkiye’de küratörler resim sanatıyla pek ilgilenmiyorlar ve bugüne kadar çalıştıklarımla da her zaman profesyonel, saygılı ve bazen samimi iletişimler kurdum.

12. Son olarak konuyla ilgili eklemek istediğin bir şey var mı?


Yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder