Hakan Kırdar

1. Sence sanatçı mı doğulur yoksa sanatçı mı olunur? 

Sanatçılığın aynı zamanda kendine özgü bir ruh hali barındırdığını düşünüyorum ve bu ruh halinin sonradan kazanılabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden sanatçı doğulur.

2. İleride örneğin ’ressam’ ya da ’heykeltraş’ olarak mı anılmak istersin yoksa ’sanatçı’ olarak mı? Neden?

Sanatçılık daha kapsamlı bir uğraş ve kimlik. Üretimimi tek bir sanat dilinin ifade olanakları ile sınırlamıyorum.  Bu yüzden ’sanatçı’ olarak anılmak isterim.

 

3. Sadece sanat yaparak ’hayatta -ve sanatta- kalmak’ ve üretken olmak mümkün mü senin için? Sanat yaparak hayatta kalmayı başarıyorsan, bunu nasıl mümkün kılıyorsun?

 

Bu mümkün olmadı şu ana kadar. Ancak sadece sanat yaparak hayatı yaşamayı çok isterdim. Ancak bu yaşadığımız ülkede çok az sanatçının yakaladığı bir fırsat. ”Sanatta kalmak” için sanat eğitmenliği, danışmanlığı ve yönetmenliği gibi sanatla ilişkili işler yapıyorum. Sanat yolculuğumda yavaş yol alsam da, ben stratejimi bu şekilde geliştirdim. En azından sanattan uzak işler değiller.

4. Sanatsal ifade özgürlüğünün engellenmesi veya sınırlanması (kimlik, toplumsal cinsiyet, küir vb.) bağlamında sansür ve otosansür konusunda ne düşünüyorsun? Üretim yaparken sansür ile karşı karşıya kalıyor musun?

Düşüncenin ve sanatsal ifadenin engellenmesi ve yasaklanması bence insanlık suçu sayılmalı. Sansür düşüncenin önüne duvar örülmesi gibi bir şey. Otosansür ise sansürden görece daha tehlikeli bir durum. Sanatçının kendi kendini engellemesi sanatın doğasına aykırı öncelikle. Bu eserin ölü doğması demek aynı zamanda. Sansür ve otosansürün yaygın olduğu bir toplumsal ve politik ortamda yaşıyoruz. Sergilediğim işlerimde herhangi bir sansür ile karşılaşmadım henüz. Fakat bu biraz da yaptığınız işin görünürlüğüyle ilgili.

 

5. Sanatçı ve aydınların yakılarak katledildiği bir coğrafyada sanatçı olmak nasıl bir hissiyat senin için? Buna bağlı olarak sanat ile aktivizm, sanatçı ile aktivist ilişkisi hakkında ne düşünüyorsun?

 

Sözü edilen durum dehşet uyandıran bir olgu yaşadığımız coğrafya için. Geçmişe baktığımızda birçok benzer örnekle karşılaşıyoruz. Bu coğrafyada sanatçı olmak ”normal” bir insan için tek kelimeyle delilik olsa gerek. Toplumsal dönüşümlerin yarattığı tepkisel eylemlerde sanatçının bu eylemselliğin dışında kalması mümkün değil. Bu nedenle sanatçı ile aktivist kimliği arasında bir geçişkenlik mevcut. 

 

6. Sanat ve sanatçının desteklenmesi bağlamında uygulanan devletin kültür-sanat politikası hakkında ne söylersin? Kamudan beklentilerin nelerdir? Kamusal destek mi/özel sektörün desteği mi elzemdir senin için?

Genel olarak devletin sanat ve sanatçıyı yeterince önemseyerek destekleyen bir kültür-sanat politikası olmadığını söyleyebilirim. Devletin bir kültür-sanat politikası olmalı mı? pek bundan da emin değilim. Mevcut iktidarın Cumhuriyetin kurucu ideolojisiyle yaşadığı çelişkilerin yarattığı sonuçlar ortada. Özel sektörün piyasacı yönelimleri ise başka bir sorun bu konuda. Yine de sanatın aynı zamanda insanlığın ortak kültürel bir mirası olduğu varsayımıyla, kamunun bu konuda daha fazla rol alması gerekir diye düşünüyorum.

 

7. Kişisel deneyimlerinden hareketle, bağımsız bir sanatçı olmak ile bir galeri tarafından temsil edilen sanatçı olmak arasındaki (avantaj/dezavantaj, sanatsal özgürlük, sanat üretimine müdahale) farklar nelerdir? Özellikle Türkiye’deki galericiliğin işleyişi hakkında değerlendirmen nedir?

 

Galeri temsiliyetini de deneyimleyen bir sanatçı olarak tüm zorluklarına rağmen bağımsız sanatçı olmayı tercih ederim. Belki de ben iyi işleyen bir galeriye denk gelmemiş olabilirim. Türkiye’nin zorlu ekonomik koşullarında, bilgi birikimine ulaşmanın ve uzmanlaşmanın zorluklarını da hesaba katarsak (ahlaki sınırların içinde kalarak yapılacak) galericiliğin kat edeceği daha bir miktar daha yolunun olduğunu söyleyebilirim.

8. Sanatın gelişimi bağlamında sanat piyasasının (müze ve koleksiyonerler çerçevesinde) belirleyicilik kazanması olasılığı ya da durumu hakkında ne düşünüyorsun?

 

Sanat eserinin metalaştırılması fikrinin uzantısı olarak, sanat piyasasının dolaylı yoldan sanat üretimini etkilemesini doğru bulmuyorum. Tutan eser yaklaşımı, üslup tutuculuğu ve pazarın satın alma eğilimlerinin yarattığı tersine akıntılar gibi etkileri sanatın gelişimine engel olarak görüyorum.



9. Bir eserinin kara para aklamak üzere satın alındığını öğrensen ne hissedersin? Genel olarak sanat eserinin metalaşması üzerine ne düşünüyorsun?

Sanat eserinin metalaştırılmasına tümüyle karşıyım. Buna paralel olarak, bir eserimin kara para aklama aracı olarak kullanılması da beni üzer. Sanat eserinin ticari amaçla üretilmiş, alınır-satılır bir mal gibi işlem görmesini kabullenemiyorum. Bana göre sanat eseri sanatçının mülkiyetini de aşan bir biçimde, zaman içinde kültürel bir mirasa dönüşür ve kamuya ait bir değer haline gelir. Bu gerçekliğe ilişkin kapitalist sistem dışında bir sanat -ve yönetimi- sistemi kurulabilse birçok sorunun önüne geçilebilir kanaatindeyim.

 

10. Sanat tarihinin nesnel koşullarda yazıldığını düşünüyor musun? Bu yazımı etkileyen kişi, kurum ve çevreler hakkında ne dersin? Hakikate, samimiyete, tarafsızlığa ve nesnel bilgiye dayanan bir sanat eleştirisi ihtiyacı üzerine ne düşünürsün?

Sanat tarihi genellikle nesnel bir disiplin olarak kabul edilse de, içinde birçok öznel yorumu da barındırıyor. Bu yüzden nesnel koşullarda yazıldığını düşünmüyorum. Bu yazımı olumsuz yönde etkileyen çevreleri kınıyorum. Bence elli yıldır uygulanan neo-liberal politikalar birçok sanat kurumunu ehlileştirirken belki de en fazla eleştiri kurumunu etkiledi. Bir sanatçı olarak bugün en çok eksikliğini hissettiğim şey ”samimi”, eleştirel bir bakış. Nasıl sanatçı üretirken samimi bir yaklaşımda olmalıysa, eleştiri de öyle olmalı. 

 

11. ”Sanat iyileştirir” popüler söylemi için ne düşünüyorsun? Bu bağlamda küratörlük kurumuna bakışın nasıl? Kurumsal ve bağımsız küratörlerin seninle iletişimi nasıl?

Popülerleşen her söylem, beraberinde belirli bir sığlaşmayı da getiriyor. Genelleme olarak kısmen doğru olabilir ancak her zaman sanat ya da her sanat eseri iyileştirir mi diye sormak gerekir. Elbette hayır. Bazı eserler (hem üretilirken hem de tüketilirken) insanın akıl sağlığını da olumsuz yönde etkileyebilir. 

 

12. Son olarak konuyla ilgili eklemek istediğin bir şey var mı?

 

”Hayatta ve sanatta kalmak” Türkiye’de sanatçı için bir varlık sorunudur ve strateji geliştirmeyi gerektirir. Başarabilenlere selam olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder